Halkı, mürekkep yalamışlar bu hale getirdi!
Zülfü Livaneli

Son zamanlarda bu ülkenin halkına öyle yükleniliyor ki, neredeyse kendimize yeni bir halk arayacak hale getiriliyoruz.

Biliyorsunuz Bertolt Brecht halktan şikâyet edenlere böyle seslenmişti: "O halde beyler kendimize yeni bir halk bulalım!"

Türkiye de aynı noktaya geldi.

Halkın aymazlığı, pisliği, aşağılık eğlence biçimleri, seçimlerdeki yanlış tercihleri aydınların diktiği çarmıha geriliyor.

Sonunda döndük dolaştık Osmanlı'nın "Allah Türk'e çeşme-i irfanı haram eylemiştir!" noktasına geri döndük.

İstanbul'un yarım yamalak burjuvazisinin gözünde Anadolu halkı, aynen Osmanlı'da olduğu gibi "etrak-ı bi idrak" (algılama özürlü Türkler), Türk-i bed lika (çirkin yüzlü Türk) haline geldi.

Oysa Osmanlı'nın çöküşünü hazırlayan, alay edilen halk değildi. İstanbul'un, serveti, iktidarı ve kararları kontrol eden yarı cahil münevverleri bu çöküşü hazırladılar. Alay ettikleri halkın sağduyusu belki de onların ilerisindeydi.

Sadece asker ve tahıl deposu olarak kullandıkları ve Selçuklular kadar bile anıt dikmedikleri Anadolu'yu geliştirmeyi hiç düşünmediler.

(mercek'in notu: Sayın Livaneli'nin Osmanlı'nın çöküş dönemini tüm Osmanlı'ya teşmil etmesine katılmıyoruz.)

Sadece alay ettiler.

Şimdi de tarih tekrarlanıyor.

***
Buradaki ince nokta vıcık vıcık bir popülizme düşmemektir.

Evet bugün halk bozulmuştur, değer ölçülerini yitirmiştir, dünyanın belki de en aşağılık salya sümük gösterileriyle eğlenmektedir, her dümbelek sesinde olduğu gibi otoyolda da arabasıyla göbek attığı için trafik ölümlerinde birincidir.

Bunları görmezden gelemeyiz.

Ama esas soru şu?

Bu halkı bu hale kim getirdi?

Yunus Emre'yi, Hacı Bektaş'ı yedi yüzyıl dilinde taşıyan, ana dilimizi koruyan, Pir Sultan Abdal isyanından Karacaoğlan inceliğine birçok şairi yaratan, Çanakkale'de, Kanal'da, Sakarya'da, Sarıkamış'ta özveriyle çarpışan halk neden bu hale geldi?

***
Ya da soruyu tersten alalım: Dünyanın hangi halkı bu kadar baskı karşısında çürümeden kalabilirdi.

İsveç mi, Norveç mi, İngiltere mi, Almanya mı, Fransa mı?

O ülkelerin halkını, onbeş yıl yüzde 60-70 enflasyonla sürekli ezin, her türlü ahlaksızlığın yeşereceği güvenilmez, istikrarsız bir siyasi ortamda yaşatın; bakalım hangi değerini koruyabilecekti?

Buna bir de asker ve sivil otoritenin basiretsizliği sonucu ortaya çıkan idamları, halkı ideolojik olarak kamplara bölüp binlerce kişiyi birbirine kırdırma taktiklerini, ülkenin bir bölgesinde 15 yıl süren ve otuz bin cana malolan savaşı ekleyin.

Buna hangi halk dayanabilirdi?

***
En az yukarıda saydıklarım kadar önemli bir başka faktör daha var: Medya!

Kimse kusura bakmasın, yazdıklarım kişisel değildir, ben de gazetede yazıyorum ve tanıdığım bütün namuslu medya mensuplarını tenzih ederim ama bazı medya organları Türkiye'ye hiçbir düşman ordusunun veremeyeceği zararı verdiler.

Medyanın son onbeş yılda yaptığı tahribat yenilir yutulur gibi değil.

Sanki özel olarak görevlendirilmiş gibi hergün bıkmadan usanmadan bu ülkede kötünün iyiyi kovmasına, zevksizliğin egemen olmasına uğıraştılar.

Hergün sekiz saat televizyon izleyen çocuk ve yetişkinlerin beyinlerini paluzeye çevirdiler ve sonunda milyonlarca kültür lumpeni yarattılar.

Sonra dönüp sömürgeci aydın gibi "Bu insanlar niye doğru dürüst oy verme becerisine sahip değil? Niye bu kadar pis ve ilkel?" diye şikâyet ettiler.

Keşke iletişim fakültelerindeki öğrenciler bir araştırma yapsa da son on yılda kimin ne yazdığı, kimin nasıl yayın yaptığı ortaya çıksa.

Halkın bu duruma düşürülmesinde bir numaralı sorumluluk taşıyan medya, şikayet edince ortaya traji-komik bir durum çıkıyor doğrusu.

Şimdi yolumuza çıkan mayınları medya döşedi dersem abartmış olmam herhalde

 

Önceki Sayfa
http://mercek.tripod.com