ÇETİN ALTAN 
caltan@sabah.com.tr


Askeri bir diktaya davet hazırlığı mı?

Güngör Mengi'nin dünkü yazısındaki bir satır volkanikti:

"Gözümüzü açalım: Amaç askeri bir darbe şartlarını yaratmaktır."

Yazı şöyle devam ediyordu:

" 'Ekonomiye MGK el koysun' çağrısı yapan İTO Başkanı, kuşkusuz farkında olmadan bu tuzağı kuranlara yardım etmiştir.

Her askeri darbenin, bir sonrakinin sebebini hazırlamaktan başka işe yaramadığını halâ öğrenemedik mi?"

 

Bizim de şöyle yan gözle izlediğimiz kadarıyla, askeri bir diktaya davetiye hazırlandığı kanısı yaygınlaşıyor.

Çünkü biliniyor ki, önce yoğunlaşan bir kargaşa; sonra da askeri bir dikta...

Bugünkü manzaralar da ister istemez böyle bir kuşkuyu getiriyor insanların aklına...

Türkiye "ulusal gelir dağılımındaki adaletsizlik" açısından, Tanzaniya'nın da altındaki en geri 5 ülkeden biri... O nedenle de her türlü provakasyona alabildiğine açık bir ülke...

Yani efendim, çok zor değil böyle bir ülkede, bazı gizli niyetlerle kargaşa ortamları yaratmak...

 

Ancaaak... Türkiye bir NATO üyesidir. İmkânı var mıdır, NATO üyesi bir ülkede, Washington'un haberi olmadan, askeri bir diktaya geçilmesinin?..

Bu mümkün değildir.

Öyleyse...

Öyleyse bazı varsayımlar üstünde düşünceler yürütmek zorundayız.

Şöyle ki:

 

1- Washington Türkiye'de askeri bir diktaya geçilmesini isteyebilir mi?

Ola ki, isteyebilir.

Neden isteyebilir?

Çünkü Türkiye, globalleşme sürecinin gereklerine uymakta ayak direyip duruyor. Askeri bir diktaya geçildikten sonra, ülkede bir kırılma yaratılması ve iç savaş benzeri kanlı bir şok dalgası sonucu; NATO ve ABD güçlerinin duruma müdahelesiyle ortalığın sütlimana kavuşturulması, ülke statükosunun değişimini çok daha rahat kolaylaştırabilir.

İktidara gelecek yeni kadrolar; hem Kıbrıs ve Ege sorununu çarçabuk çözer, hem de Güneydoğu, yahut Kürt sorununu..

Arkasından global sermayenin sarmalı içinde, Hazine'den geçinenlerin üst kademelerine göre biçimlenmiş "kabuk devlet" yapılanmasından; halk kitlelerine servis veren "teknik devlet" yapılanmasına geçilmesi de, büsbütün kolaylaşır...

Washington, Türkiye için böyle bir seçeneği yeğler mi, yeğlemez mi?

O kadarını bilme olanağımız yok. Biz sadece varsayımlar üstünde dolaşıyoruz.

 

2- Bir de duruma Atina'nın gözlüğüyle bakmaya çalışalım.

Yunanistan, Türkiye'nin askeri bir diktaya geçmesini yeğleyebilir mi?

Bu sorunun yanıtını değerlendirebilmek için Yunanistan'ın, Türkiye'ye karşı uygulamış olduğu politik stratejileri gözden geçirmek gerekir.

Yunanistan Türkiye'yi, Ankara'dan görünmeyen gizli bir kıskaç içinde tutmuştur sürekli...

Bir yandan Türkiye'yi aşırı bir savunma harcamasına iterek ekomik gelişmesini engellelmiş; bir yandan da Türkiye'nin Avrupa Birliği ile cılız bir ekonomi içinde bütünleşmesinin ortamını yaratmaya çalışmıştır.

 

Çünkü "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın 65 basamak altındaki bir Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olduğu zaman; -karşılıklı olarak- Yunanlılar'ın da Türkiye'de malk mülk edinmesini ve her türlü işle uğraşmasını kabul etmiş olacaktır...

Böylece Atina ve Selanik'te mal mülk edinecek Türkler'le; İstanbul ve Ege'de mal mülk edinecek Yunanlılar dönemi başlayacaktır.

Türkler de, Yunanlılar da; Avrupa Birliği içinde Avrupa vatandaşı olmanın hak ve olanaklarını paylaşacaklardır. Başka bir anlatımla, ortak bir ülke sahibi olacaklardır.

Atina'nın Ankara'ya uyguladığı gizli kıskaca göre; Ankara, globalleşmeye karşı çıktıkça ekonomisi çökecek; globalleşmeyle bütünleştikçe de Yunanistan'ın olanakları genişleyecektir.

O nedenle Atina'yı pek ırgalamaz Washington'un hesapları..

 

Globalleşme sürecinin kaçınılmaz sonuçlarını Türkiye ne kadar geciktirebilir?

Geciktirdiği sürece içerdeki belalar; askeri diktalar dönemine yeniden geçilse bile, yaygınlaşacaktır.

Böyle bir süreçle daha çabuk bütünleşmek de, Ankara egemenlerinin gizli padişahlığını bozmakta..

 

Hamaset afyonlamasıyla, 20'nci yüzyılı da rezalet bir fiyasko içinde ıskalamamak gerekirdi...

Ne yapmalı ki, biten yüzyıl da ıskalanmış ve "adam başına düşen ulusal gelir birimi" açısından Türkiye, evrensel tabloda 93'üncü sıraya düşmüştür...

Şimdi ne yapılırsa yapılsın, bir süre daha bazı sıkıntılar çekilecektir...

2020'lerden sonra çok daha değişik bir dönem başlayacaktır Türkiye için de...

Anlamsız sıkıntılar çekmek yazgısıdır, baş özelliği mesleksizlik olan bahtsız Türkler'in...

Önceki Sayfa
http://mercek.tripod.com